KARAMAN ADAKÖYÜ

İçimizdeki Gurbet

Gitmek mi kalmak mı daha zor olan.

Yalnızlık  mı, kalabalıklar arasında kaybolmak mı? Bilemiyorum. Zaman anlamını yitiriyor küçük yerleşim yerlerinde. Sabah olmuş, akşam olmuş bir anlamı yok, bir değişiklik yok. Aynı eylemleri tekrarlıyorsun günlerce, değişen yalnızca hava oluyor.

“Zaman sadece birazcık zaman” diyor bir şarkıda, burada zamanın içinde kayboluyorsun. Bugün olmuş yarın olmuş hiçbir farkı yok, her şey aynı. Sabah oluyor, akşam oluyor, acıkıyorsun doyuyorsun, uyuyorsun uyanıyorsun… Üzülüyorsun ağlıyorsun…

Değişen tek şey sanırım sadece cildimiz.

Yavaş yavaş buruşmaya başlıyor, kendini toprağa hazırlar gibi..

Bazen çocukluğu özlüyorsun. Hayallere dalıp gittiğin, zamanı unuttuğun yılları… Özlem duyuyorsun çocukluğuna… Sonra cennette çocuk olmayı düşlüyorsun, özlüyorsun cenneti. Cennete gitmesen de cenneti özlemek nasıl bir şey demeyin... Yaşamasan da özlüyorsun. Rabbini görmesen de sohbetini özlüyorsun. Uçmasan da göklerde kuşlar gibi kanatlanıp uçmayı özlüyorsun mesela... Ya da ruhunun bedeninin esirliğinden kurtulup özgürleşmesini…

Gurbetlik ne demek? Memleketinden, doğduğun yerden uzakta olmakla mı yaşanır gurbetlik?

Ya doğduğun yere ait hissetmiyorsan kendini, o zaman yine gurbette mi sayılır insan.

Ya hiçbir yere ait hissetmiyorsan kendini…

Ben sanırım her yerde yaşıyorum gurbetliği…

Gurbetlik, kalbinin Rabbinden uzak kalmasıyla başlıyor. Gurbetlik gibi yetimlikte aynı değil mi? Rabbini hissetmiyorsan kalbinde, yetimsin, yarımsın, eksiksin.

Seni yaratanı unutmak ne büyük gafillik, ne büyük hezimet, ne büyük hüsran… Unutmak insanlara mahsus, hatırlamakta…

Öyleyse ne duruyorsun, haydi harekete geç ey kalbim! İçinde alevlendir hiç sönmeyen ilahi ateşi, bitmeyen sonsuz sevgiyi güçlendir ilahi kelimelerle… Haydi, ne duruyorsun, neyi bekliyorsun, ölümü mü? Yoksa kaybolmayı mı kâinattan?


 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=